18 Mart 2009 Çarşamba

BPA içeren biberonlar ABD de yasaklanmış


Pek önemsediğimiz ,burada da değindiğimiz plastikler ve türevleri yine aklımızı karıştırmaya devam ediyor.
Bu kez de bir yasaklama haberi yine haberi ABD den geldi.
Gözbebeğimiz yavrularımızı büyütürken en sık kullandığımız biberonlarla ilgili yazıyı ve yasaklanmayan markaları Enharın blogunda bulacaksınız
Onun yazısında yazdığı dr brown marka içinde hava borusu olduğu için orta kulak iltihabını engellediği söylenen bu biberonları biz de toruna kullanıyoruz .Yasaklanmayanlardan olması beni sevindirdi.İnternetten siparişle aldığımız biberonları da yarı fiyatına Batıkent Gimsa da bulunca Ankaralı annelere de duyurmalı diye düşündüm.
Yavrulara,annelere,hepimize sağlıklı mutlu günler dileyerek....

13 Ocak 2009 Salı

Ev salcasi

Markete gitmekten nefret edder oldum son zamanlarda. Elimi neye atsam katki maddeleriyle dolu, ne oldugu bilinmeyen E..lerle. Artik neyin ne oldugunu arastirmaktan yoruldum, artik hormonsuz, katki maddesiz, zararsiz yiyecekler yemek ve yedirmek istiyorum.

Ozellikle uzak durmaya calistigim, kullanmayi cok azalttigim birseydi salca. Hakkinda cok kotu seyler durmustum, icindeki katki maddeleri kansere davetiye cikariyor diye. Ev salcasi oyle degil tabii, bozulmasini onlemek icin sadece icine bol tuz konuyor.

Turkiye'den gecen hafta donduk. Gelirken ablam, annanemin kendi yaptigi ev salcasindan verdi bir miktar. Buzdolabimin bas kosesinde duruyor o gunden beri. Hem cok lezzetli, hem de cok saglikli oldugundan, bitmesini hic istemiyorum.

Annanecigimin ellerine saglik, benimle paylastigi icin ablam Rumeysa'ya tesekkur ederim. Bundan sonra mumkun oldukca ev yapimi urunler kullanmaya calisacagim. Allah hepimizi boyle kotu hastaliklardan korusun..

7 Aralık 2008 Pazar

Bayramımız kutlu olsun

Sevgili organikçi dostlarım,sevgili yazar arkadaşlarım :
merve ,semiramis ,arzu ,rumeysa, zerrin, Elif ,uçan talhanın annesi ve okuyanlarımız,,
Hepinizin bayramı kutlu,yuvaları mutlu,aşları tatlı olsun.Güzel yavrularınız ve sizleri sevgiyle kucaklıyorum

5 Kasım 2008 Çarşamba

Beyazlatilmis un-hem de zenginlestirilmis!

Ne zamandir merak edip duruyordum. Hem beyazlatilmis, hem de zenginlestirilmis un neden islenmemisinden hem de zenginlestirilmemisinden daha ucuz? Kucuk bir arastirma sonucu ogrendiklerim beni dehsete dusurdu diyebilirim. Sizinle de paylasmak istiyorum bu bilgileri.

Birinci Dunya Savasi sirasinda unun raf omrunu uzatmak ve kimyasal kokusuyla fareleri uzak tutmak amaciyla beyazlatirlarmis unu. Simdilerde ise musterilere 'beyaz un' satmak icin.. Yani musteriler beyaz unu daha cazip gordukleri icin. Benzoil peroksit gibi maddelerle beyazlatinca besin degerinde de ciddi bir azalma oldugundan, icine besinleri suni olarak ekliyorlar ve "zenginlestirilmis" diye satiyorlarmis.

Yeni ogutulmus bir unun sari rengini kaybedip beyazlamasi 7-8 ayi buluyormus. Un firmalari da buyuk miktarda unu bu kadar sure bekletmenin cok pahali oldugunu one surerek bu beyazlatma isini kimyevi maddeler kullanarak gerceklestiriyorlarmis.

Unu beyazlatmada su maddeler kullabilabiliyor:
Organik peroksitler, benzol peroksit(bunun kanserojen oldugu biliniyor ancak Turkiye'de bazi un firmalari tarafindan kullaniormus)
Kalsiyum peroksit
Nitrojen dioksit
Klorin
Klorin dioksit-diyabete neden oldugu bulunmus
Azodikarbinamit
Ve atmosferdeki oksijen-bu da dogal beyazlatma

Avrupa Birliginde klorin, bromate ve peroksitlerin kullanilmasi yasaklanmis. Ama insan hayatinin cok ucuz oldugu ulkelerde hala serbest malesef...

Uzak durulacaklar listesine yeni birsey daha eklendi boylelikle.

9 Ekim 2008 Perşembe

Arap Sabunu

Evde deterjan kullanamama rahatsızlığımdan bahsetmiştim. İşte bu problemime bir çözüm olarak annemim yıllar önce uyguladığı temizlik yöntemi çok işime yaradı. bakın arap sabunu hangi işlerimi halletmeme yardımcı oluyor:

1. Fayans aralarının temizlenmesi: Fayans arasındaki derzlerin özerine ince bir tabaka haline sürüp yaklaşık bir saat bekledikten sonra hafifçe fırçaladığınızda derzler bembeyaz, fayanzlarınız pasparlak oluyor. Hem de diğer kireç çözücü temizlik maddelerinin derzlerde oluşturduğu deformasyon da olmuyor. Ben yeni taşındığım evin mutfağındaki fayanslara uyguladım. Yağ tabakasının üzerine iyice yapışmış inşaat kirini çok güzel temizledi.

2. Halı yıkama: Gene mutfaktaki halıda önceden yıkamaya gönderdiğimde de çıkarılamamış olan kalıcı lekeler vardı. Arap sabunuyla yikayıp duruladıktan sonra hem parladı, hem de lekelerden kurtulduk.

3. Leke çıkarma: Özellikle beyaz çamaşırlarda kalan ve sadece makinada yıkama ile çıkmayan lekelerin üzerine biraz arap sabunu sürüp bir saat beklettikten sonra makinaya atarsanız çamaşırlar bembeyaz oluyor.

Şimdiye dek kullandığım alanlar bunlar. Ama bunun dışında koltuk silme, duvar silme gibi temizlik işlerinde de çok işe yarayacağına inanıyorum. Benim için en önemli özelliği ise ellerimden çatlamalara, dolayısıyla da egzamamın yeniden başlamasına neden olmaması. Yani içinde bize ve çevremize zarar veren kimyasal maddelerin bulunmaması.

Herkese bayram sonrasında iyi temizlikler...

22 Eylül 2008 Pazartesi

Plastik sise ve kaplar icin kodlama sistemi



Bazi plastik siselerin ve kaplarin altindaki ucgen dikkatinizi cekmis miydi daha once? Ben Nalan ablanin uyarisinin ardindan farkettim, ve ne demek oldugu hakkinda biraz bilgi toplamaya calistim.

Bu ucgenler, seklinden de anlasilacagi gibi, geri donusumle elde edilmis plastik sise ve kaplarda bulunuyor. Icindeki numaralar da icerigi hakkinda bize bilgi veriyor. Ucgen icindeki numaralarin icerikleri su sekilde siralanabilir:

1-Polyethylene terephthalate
2-Yuksek yogunluklu polyethylene
3-Polyvinyl chloride
4-Dusuk yogunluklu polyethylene
5-Polypropylene
6-Polystyrene
7-Diger plastikler.Orn: acrylonitrile butadiene styrene acrylic, polycarbonate, polylactic acid, nylon ve fiberglass.

Acikcasi benim icin bu aciklama pek birsey ifade etmiyor. Plastik biberonlarla ilgili postumuzda adi gecen madde, Bisphenol A, 7 ile numaralandirilmis plastiklerde bulunabiliyormus, ama hepsinde degil. O yuzden ozellikle cocuk icin alinan urunlerde 7 numaraysa almamamiz tavsiye ediliyor. 1, 2 ve 4 numarali plastikler bu maddeyi icermedigi icin daha guvenli. Ama birgun bunlarda da birsey bulurlarsa hic sasirmam.

Adi gecen bu madde plastigi sert camsi bir yapiya kavusturmak icin kullaniliyormus. Ozellikle cocuklarin alistirma bardaklarinda bulunduguna dair birsey okudum, evdekileri kontrol edecegim hemen.

Sunu bilmeliyiz ki bu ucgenlerle kodlama sistemi sadece geri donusumle elde edilmis plastik sise ve kaplarda bulunuyor. Normal yolla uretilmislerde hicbir ibare yer almiyor. Dolayisiyla, mumkun mertebe plastikleri hayatimizdan cikarmaliyiz. Ayrica sunlara dikkat edebiliriz:

- Biberonlarda ve bebek kaplarinda cam olanlari tercih etmeliyiz

- Plastik kaplardaki yiyeekelri mikrodalga firinda isitmamaliyiz

- Uzeri ve ici cizilmis, yirtilmis plastik kaplari kullanmamaliyiz. Plastik kaplarin asindiracagindan bulasik makinesinde yikamamali ve cok guclu deterjanlari kullanmamaliyiz.

-Teneke kutulardaki yiyecek ve iceceklerden uzak durmaliyiz(Bunlarda da BisphenolA bulunabiliyormus)

-Bazi strec filmlerde de bu maddeden bulunabiliyormus, o yuzden bunu da kullanmayalim bundan sonra. Saran marka strec filmde yokmus ama.

Simdilik benim bulabildiklerim bu kadar arkadaslar. Ne garip degil mi? Once hayatimi kolaylastirmak adina bir suru sey uretip sonra da onlarin verdigi zararlardan nasil kurtulacagimizin yollarini ariyoruz.

16 Eylül 2008 Salı

Temizlerken Kirletmeyelim

Bundan yaklaşık yedi yıl kadar önce antrenin beyaz taşlarını temizlemek üzere çamaşır suyu katılmış bir kova suya batırıp sıktığım toz bezi ile "temizlik yaparken, bu şekildeki son temizliğimi yaptığımız farkında bile değildim. Daha kovadaki suyu bile boşaltmadan ellerimde başlayan acıma hissi, o zamandan bugüne kalan bir hatıra oldu.

Ellerimde o "temizlik"le birlikte başlayan egzama, beni suya karşı bile hassaslaştırdı. Ve sadece su ile bir şeyler yıkamaya başlasam bile, elimin içimdeki bıçakla çizilimiş gibi duran yaralar hemen sızlamaya başlıyordu. Ellerim bazen o kadar geriliyordu ki, oğlumu tutup kucağıma alırken birden bire yarılıp oğlumun üstünün bulaşmasına bile neden olabiliyordu. Domates biber doğrarken hep kaşıntılı bir sızlama eşlik ediyordu yaptığım yemeğe.

Derken artık ellerim "kimyasal madde dedektörü" gibi sinyaller vermeye başladı. Mesela beyaz çamaşırları makinada yıkadıktan sonra asarken, farkettim ki, akabinde ellerim gerilip çatlıyor. O zamandan sonra çamaşırların tam olarak durulanmadığına karar verdim. Ve iki defa durulatattıktan sonra asınca ellerimin sinyal vermemesi beni rahatlattı. Yavrularıma bir tabaka deterjanla kaplı kıyafetler giydiriyor olma korkumdan kurtuldum böylece.

Bunun gibi daha bir çok tecrübem oldu ellerimdeki egzama sayesinde. Ama çocukluk yıllarımdan bir hatıra, hepsinin de özünü içeriyor diyebilirim. Bizim çocukluk dönemimiz, Isparta'nın Uluborlu ilçesinde, sevgili anneanne ve rahmetli dedemizin yanında geçirdiğimiz tadına doyum olmaz günlerin hatıralarıyla süslüdür. Uluborlu'da o zamanlar kanalizasyon sistemi kurulmamıştı ve evlerin atık suları, evin hemen yanında yerin altına kazılmış derince bir kuyuda birikir, dolunca da itfaiye arabalarıyla boşaltılırdı. Bir kuyu ilk yapıldığında, toprağı da suyu emdiği için, yaklaşık 10- 15 senede dolarmış. Ama sonralarında, kullanılan deterjanlar toprağın gözeneklerini tıkadığı için toprak artık ememez hale gelir ve 5-6 yılda doluverirmiş. Hatta süre her defasında daha da kısalırmış.

Dedemin bu anlattıklarını dinleyince, bulaşığımızı, çamaşırımızı "temizlemek" için kullandığımız deterjanların "dünyayı kirleten" unsurlardan ibaret olduğunu farkettim. Eski Roma dönemi anlatılırken evlerindeki atıkları camlardan atan kadınlardan bahsedilir ya, özünde, eski Roma dönemindeki kadınlarla aynı "temizlik" anlayışına itildiğimizi farkettim.

Bu yüzden "organik anneler" olarak kendimizi, evimizi temizlerken, çocuklarımıza bırakacağımız dünyayı kirletmekten kaçınmak gerektiği kanaatindeyim. Bu konuda ben "kimyasal madde dedektörlerim"in öğrettiklerini burada sizinle paylaşacağım. Herkesten de "organik temizlik" konusunda katkıları bekliyorum.