16 Nisan 2009 Perşembe

Lor Peyniri


Börek yapmaya karar verip kolları sıvadınız. Yufkalar tepsiye serildi, yağlandı. Ama o da ne, evde peynir yok!! Hımm, bir bakalım, evde süt var mı? Evet, varmış.. O halde kendi peynirimizi hemen yapıyoruzzz


1 lt süt
2 yemek kaşığı sirke
Tülbent


Sütü bir tenceye alıp altını yüksek ateşte yakıyoruz. İyice kaynayınca sirkemizi ilave edip karıştırıyoruz. Süt hemen kesiliyor. Tencerenin altını kapatıyoruz. Bu şekilde süt soğuyana kadar bekletiyoruz.


Derin bir kabın üzerine bir süzgeç, süzgeçin üzerine de tülbent yerleştiriyoruz. Kesilmiş ve içinde topaklar oluşmuş sütü bu süzgeçten geçiriyoruz. Tülbenti iyice sıkarak suyunun alttaki kaba akmasını sağlıyoruz. İstenirse katı bir peynir için suyunun iyice akmasını bekleyebiliriz. Tülbentin içindeki bu yamuk yumuk beyaz şey, bizim lezzetli lor peynirimiz oluyor. Evet, 1 litre sütten çıka çıka 2 yumruk kadar bir şey çıkıyor, ama gayet sağlıklı ve lezzetli. Hemen dereotu, maydanoz veya patates, havuçla bir iç hazırlayıp doğru böreğin içine!

Kahvaltıda yemek isteseniz peynirimizin ömrü 1 hafta. Zaten bu kadar ufak miktar -eğer bizdeki gibi 6 aylık bir bebek değilseniz :) 1 haftaya hayli hayli biter.

Eee, kalan su? Aman atmayın! Neler yapabiliriz? Öncelikle çorba. Sonra, böreğin üzerine dökmek için süt harcına eklenebilir. Bu durumda süt miktarını azaltmakta fayda var. Ekmek yapılabilir. Denedim, gayet lezzetli oluyor. Veya bebeğiniz varsa buz küplerinde dondurup her gün bir küp, mamasına katabilirsiniz. Veya bu suyu direkt lıkır lıkır içebilirsiniz :) Yurtdışında aynı bizdeki ayran gibi plastik şişelerde peynir altı suyu satılıyor ve insanlar alıp bir güzel kafaya dikiyorlar..

2 Nisan 2009 Perşembe

Ev Yapımı Tuzot


Hayatımıza son 1-2 yıldır giren ve yemeklerimize anında lezzet katmasıyla vazgeçemediğimiz tuzot’lardan, monosodyum glutamat içermesi nedeniyle bir süredir uzak duruyordum. Eşimin memleketinde bizden çok uzun süredir mutfağa girmiş olan, dolayısıyla damağında alışkanlık yapmış olan bu katkı maddesi için arayıştaydım ne zamandır. Ta ki üye olduğum bir yemek grubuna sevgili Mine’den gelen tarife kadar. Ana fikir, sebzelerin robottan geçirilerek fırında uzun süre kurutulması, sonra tekrar robottan geçirilmesi. Tabii ya! İşte bu! Tarifte, belli malzemeler kullanılmıştı ama ben, dolabımdaki tüm sebzeleri ekledim. Ha bu arada, ben tuz koymadım! Bu karışımı bebişimin mamalarına da koymak istiyorum çünkü. Yani tuzsuz bir tuzot yapmış oldum :)



Malzemeler



2 havuç

2 domates

100 gr şalgam

1 kabak

100 gr bezelye

100 gr taze fasulye

100 gr brokoli

2 soğan

½ demet maydanoz sapı

½ demet taze soğan sapı

½ demet dereotu sapı

100 gr tuz (ben eklemedim)



Tüm malzemeler robotta inceceik kıyılır. Geniş bir kasede iyice karıştırılır. Fırın tepsisine yağlı kağıt serilir. Hamur halini almış olan karışım, tepsiye yayılır. Fırın 75 dereceye ayarlanır. Tepsi konarak fırının kapağına tahta bir kaşık sıkıştırılarak hafifçe aralık kalması sağlanır. Bu durumda 7 saat pişirilir. İyice kuruyup küçülen, yer yer çatlamış olan karışım tekrar robottan geçirilir. Karışımınız hazırdır. Güle güle, gönül rahatlığıyla kullanın.


Bu sebze tuzu ile çorbalar, soslar, köfte harçları ve yaratıcılığınıza göre daha bir çok şey yapabilirsiniz. Malzeme seçimi de dolabınızdaki sebzelere göre ayarlanabilir. Tek tavsiyem, mantar kullanmayın! Fırında karararak kötü bir görüntü olşturuyor. Baktım tepsim yer yer siyahlandı, mantarları tek tek ayıklamak zorunda kaldım karışımdan. Bunun dışında, özellikle soğan ve domatesi kullanın, derim. Ben robottan geçirmeden önce domatesin kabuklarını soydum. Kabuğunun hazmı zor olduğu için karışıma hiç girmesin istedim. Bu arada, koca karışım fırında kuruya kuruya ufacık kalıyor. Fırının saatlerce çalışması da cabası. Yani çok ekonomik bir yöntem değil. Ama kesinlikle daha sağlıklı.

18 Mart 2009 Çarşamba

BPA içeren biberonlar ABD de yasaklanmış


Pek önemsediğimiz ,burada da değindiğimiz plastikler ve türevleri yine aklımızı karıştırmaya devam ediyor.
Bu kez de bir yasaklama haberi yine haberi ABD den geldi.
Gözbebeğimiz yavrularımızı büyütürken en sık kullandığımız biberonlarla ilgili yazıyı ve yasaklanmayan markaları Enharın blogunda bulacaksınız
Onun yazısında yazdığı dr brown marka içinde hava borusu olduğu için orta kulak iltihabını engellediği söylenen bu biberonları biz de toruna kullanıyoruz .Yasaklanmayanlardan olması beni sevindirdi.İnternetten siparişle aldığımız biberonları da yarı fiyatına Batıkent Gimsa da bulunca Ankaralı annelere de duyurmalı diye düşündüm.
Yavrulara,annelere,hepimize sağlıklı mutlu günler dileyerek....

13 Ocak 2009 Salı

Ev salcasi

Markete gitmekten nefret edder oldum son zamanlarda. Elimi neye atsam katki maddeleriyle dolu, ne oldugu bilinmeyen E..lerle. Artik neyin ne oldugunu arastirmaktan yoruldum, artik hormonsuz, katki maddesiz, zararsiz yiyecekler yemek ve yedirmek istiyorum.

Ozellikle uzak durmaya calistigim, kullanmayi cok azalttigim birseydi salca. Hakkinda cok kotu seyler durmustum, icindeki katki maddeleri kansere davetiye cikariyor diye. Ev salcasi oyle degil tabii, bozulmasini onlemek icin sadece icine bol tuz konuyor.

Turkiye'den gecen hafta donduk. Gelirken ablam, annanemin kendi yaptigi ev salcasindan verdi bir miktar. Buzdolabimin bas kosesinde duruyor o gunden beri. Hem cok lezzetli, hem de cok saglikli oldugundan, bitmesini hic istemiyorum.

Annanecigimin ellerine saglik, benimle paylastigi icin ablam Rumeysa'ya tesekkur ederim. Bundan sonra mumkun oldukca ev yapimi urunler kullanmaya calisacagim. Allah hepimizi boyle kotu hastaliklardan korusun..

7 Aralık 2008 Pazar

Bayramımız kutlu olsun

Sevgili organikçi dostlarım,sevgili yazar arkadaşlarım :
merve ,semiramis ,arzu ,rumeysa, zerrin, Elif ,uçan talhanın annesi ve okuyanlarımız,,
Hepinizin bayramı kutlu,yuvaları mutlu,aşları tatlı olsun.Güzel yavrularınız ve sizleri sevgiyle kucaklıyorum

5 Kasım 2008 Çarşamba

Beyazlatilmis un-hem de zenginlestirilmis!

Ne zamandir merak edip duruyordum. Hem beyazlatilmis, hem de zenginlestirilmis un neden islenmemisinden hem de zenginlestirilmemisinden daha ucuz? Kucuk bir arastirma sonucu ogrendiklerim beni dehsete dusurdu diyebilirim. Sizinle de paylasmak istiyorum bu bilgileri.

Birinci Dunya Savasi sirasinda unun raf omrunu uzatmak ve kimyasal kokusuyla fareleri uzak tutmak amaciyla beyazlatirlarmis unu. Simdilerde ise musterilere 'beyaz un' satmak icin.. Yani musteriler beyaz unu daha cazip gordukleri icin. Benzoil peroksit gibi maddelerle beyazlatinca besin degerinde de ciddi bir azalma oldugundan, icine besinleri suni olarak ekliyorlar ve "zenginlestirilmis" diye satiyorlarmis.

Yeni ogutulmus bir unun sari rengini kaybedip beyazlamasi 7-8 ayi buluyormus. Un firmalari da buyuk miktarda unu bu kadar sure bekletmenin cok pahali oldugunu one surerek bu beyazlatma isini kimyevi maddeler kullanarak gerceklestiriyorlarmis.

Unu beyazlatmada su maddeler kullabilabiliyor:
Organik peroksitler, benzol peroksit(bunun kanserojen oldugu biliniyor ancak Turkiye'de bazi un firmalari tarafindan kullaniormus)
Kalsiyum peroksit
Nitrojen dioksit
Klorin
Klorin dioksit-diyabete neden oldugu bulunmus
Azodikarbinamit
Ve atmosferdeki oksijen-bu da dogal beyazlatma

Avrupa Birliginde klorin, bromate ve peroksitlerin kullanilmasi yasaklanmis. Ama insan hayatinin cok ucuz oldugu ulkelerde hala serbest malesef...

Uzak durulacaklar listesine yeni birsey daha eklendi boylelikle.

9 Ekim 2008 Perşembe

Arap Sabunu

Evde deterjan kullanamama rahatsızlığımdan bahsetmiştim. İşte bu problemime bir çözüm olarak annemim yıllar önce uyguladığı temizlik yöntemi çok işime yaradı. bakın arap sabunu hangi işlerimi halletmeme yardımcı oluyor:

1. Fayans aralarının temizlenmesi: Fayans arasındaki derzlerin özerine ince bir tabaka haline sürüp yaklaşık bir saat bekledikten sonra hafifçe fırçaladığınızda derzler bembeyaz, fayanzlarınız pasparlak oluyor. Hem de diğer kireç çözücü temizlik maddelerinin derzlerde oluşturduğu deformasyon da olmuyor. Ben yeni taşındığım evin mutfağındaki fayanslara uyguladım. Yağ tabakasının üzerine iyice yapışmış inşaat kirini çok güzel temizledi.

2. Halı yıkama: Gene mutfaktaki halıda önceden yıkamaya gönderdiğimde de çıkarılamamış olan kalıcı lekeler vardı. Arap sabunuyla yikayıp duruladıktan sonra hem parladı, hem de lekelerden kurtulduk.

3. Leke çıkarma: Özellikle beyaz çamaşırlarda kalan ve sadece makinada yıkama ile çıkmayan lekelerin üzerine biraz arap sabunu sürüp bir saat beklettikten sonra makinaya atarsanız çamaşırlar bembeyaz oluyor.

Şimdiye dek kullandığım alanlar bunlar. Ama bunun dışında koltuk silme, duvar silme gibi temizlik işlerinde de çok işe yarayacağına inanıyorum. Benim için en önemli özelliği ise ellerimden çatlamalara, dolayısıyla da egzamamın yeniden başlamasına neden olmaması. Yani içinde bize ve çevremize zarar veren kimyasal maddelerin bulunmaması.

Herkese bayram sonrasında iyi temizlikler...